Tedai Tesnim
AnasayfaBlogFotoğrafKitapProjelerHakkındaİletişim
Tedai Tesnim
AnasayfaBlogFotoğrafKitapProjelerHakkındaİletişim
Tedai TesnimWriter · Developer · Photographer

Teknoloji, felsefe ve yaratıcılığın kesişimlerini keşfediyorum. Kod, düşünce ve aradaki her şey hakkında yazıyorum.

Bültene abone ol

Keşfet

  • Blog
  • Fotoğraflar
  • Kitap
  • Projeler

Kategoriler

  • Software
  • Philosophy
  • Religion
  • Sociology
  • Education

Bilgi

  • Hakkımda
  • İletişim
  • RSS Kaynağı
  • Tasarım Sistemi

© 2026 Tedai Tesnim. All rights reserved.

1 Türk Saati Kaç Amerikan Dakikası Eder?
Bloga Dön

1 Türk Saati Kaç Amerikan Dakikası Eder?

Bu kadar çok bilgi sahibi olduğumuz konu hakkında nasıl oluyorda kötü not alıyoruz? Asıl soru dolar değil, zamanımızın değeridir.

TedaiTesnim
21 Mart 20263 dk okuma
Paylaş:

1 Türk Saati Kaç Amerikan Dakikası Eder : Aynı be ya!

Paranın değerini belirleyen parametrelerin, formüllerin, kıstasların neler olduğu hakkında yeterli bilgi sahibi değilim. Dolayısıyla üzerine konuşabileceğim bir mevzu da değil. Zaten kahvehaneler, çay ocakları, kafeler, twitter entelleri, instagram dantelleri, yedisinden yetmişine her yaşta insanımız yeterince bu konuda bilgililer ve hatta gayet edebi niteliği olan faydalı konuşmalar da yapıyorlar. Adım başı ekonomiste rastlayacağımız memleketimizde paranın değeri hakkında bahis açmak abes olur. Neticede herkesin malumu.

Fakat sormadan edemeyeceğim: Bu kadar çok bilgi sahibi olduğumuz konu hakkında nasıl oluyorda kötü not alıyoruz? Meselenin cahili olarak konunun üstadlarına azıcık kulak kabarttığımda nihayetinde bunun sorumlusunun bir kişi veya kurum olduğunu öğreniyorum genelde. Çok da merakla sormuyorum ki sesler öfkeyle şiddetlenen bir gürültüye dönüştüğünden bir patlama olabilir diye çekiniyorum. Bir konu değiştirme, daha doğrusu bir sakinleştirme hamlesi olarak "Peki öyleyse anlaşıldı. Sende ne var ne yok?" denilince, o ülke kurtaran kahraman allame üstadların gür ve dokunaklı sesleri zavallı aç bir kediciğin masum bir yüzle bakıp "miyav!" demesine dönüşüyor: "Aynı be ya!"

Ötesi yok "aynı"nın. Kendisine dair konuşulacak hiç bir gelişme yok ve dolayısıyla konu kapanmış, sohbet bitmiş, yeni haberlere bakmak üzere telefona uzanılmıştır. 10 gün önce de doları konuşuyordu. 10 ay önce de "memleket kötüye gidiyor" diyordu. 10 sene önce de her şeyin sorumlusu kendisinden başkalarıydı. Gel gör ki doların 10tl olması aynı değildi. 10 senedir "aynı" 1 günü yaşayanların doların 10tl olmasına hayretle yaklaşmasına hayret etmemeli. Çünkü onlara o bir gününü "aynı"lıktan kurtaracak konular lazım.

Bu çok köşeli tablonun her köşesinde gündemden tamamen bağımsız olarak insanlığa ve kendime dair büyük soru işaretleri var ama ikisi hepsinden daha büyük:
1- Madem her şeyin sorumlusu başkalarıdır ve "paranın değeri"ni belirlemede benim hiçbir rolüm yoktur öyleyse benim "varlığımın değeri" nedir?
2- 10 senede bir paranın değeri 1'den 10'a yükselebiliyor. 10 senede benim 1 saatimin değeri nasıl değişti?

Bizler sürekli olarak şikayetler seslendirerek varlığımızı ifade etmeye çalışırken aslında varlığımızı değersizleştirdiğimizin farkında mıyız? Bizzat şahsımızı alakadar eden bir sorunu, sorumluluğunu bir başkasına yıkarak sorunu kendi aleyhimize büyüttüğümüzü görebiliyor muyuz? Kendi varlığına değer katamayan bir kişinin bir başka şeye değer katabileceğini iddia edebilir miyiz?

Şu şikayetlere, eleştirilere, suçlamalara harcadığımız zamanı çözüm üretmeye ve sorumluluktan pay almaya harcasak belki gerçekten değer üretebilir hale geleceğiz. Ailemizden, eşimizden, akrabamızdan, arkadaşlarımızdan, işimizden, yönetimden, hiç tanımadığımız ve bilmediğimiz şeylerden şikayetlerin sonu gelmiyor. Bu şikayetlerle sorumluluğu daima başkalarına ait olan adreslere iletiyoruz. Peki böylece ne ürettik ve ne kazandık? Ne değişti ve ne gelişti? Aynı be ya!

Ailemizin akrabamızın kendi hakkımızdaki yanlış ve ihmallerini tekrarlaya tekrarlaya destanlaştırarak mı hayat hikayemize anlam katabiliriz? Mazinin yaralarını her fırsatta kaşıyarak mı merhem bulacağız?

Eğitim sistemimizin hayatımıza hiçbir katkısı olmadığını her başarısızlığımızda gündem yaparak mı hayatımıza katkı sağlayabiliriz? Matematik sorununu matematiğe söverek mi çözebiliriz?

Birinin bir yanlışını ölçü kabul ederek mi yaşantımızı anlamlandıracağız? Kendi tarihimizle kavga ederek mi yeni bir tarih yazacağız?

Elbette yanlışa karşı bir duruşumuz olmalı ancak sorumluluk üstlenmeyen şikayetler, yapıcı olmayan eleştiriler bizi bulunduğumuz noktadan daha iyi bir yere taşıyamaz. Kavga büyür, gürültü çoğalır, isyan yükselir. Bugün ve dün olduğu gibi. Değişen hiçbir şey olmaz. "Aynı be ya!" dan öteye gidemeyiz. On sene önce de şikayet üretiyorduk şimdi de şikayet üretiyoruz. Ömür sermayemiz tükenirken zamanımız neden değer kazanmıyor?

Benzer Yazılar

Sorumlu Aranıyor

Sorumlu Aranıyor

21.03.2026·4 dk okuma

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen bırak!